Halk Nesimi Hazretlerini selamlamış ve yakınlık göstermiş, Nesimi
Hazretleri de onların selamını alıp karşılık verdikten sonra oracıkta
gözden kaybolmuştur. Türbesi kaybolduğu yerde bulunmaktadır.
Şeyh Fethullah Türbesi:
Şeyh Fethullah Gaziantep Evliyaları içinde halkın vicdanına en çok
hükmeden ve kerametleri en yaygın şekilde anlatılan büyüklerden
birisidir. Kendi adına yaptırdığı cami ve külliye Gaziantep'in mukaddes
köşelerindendir. Şeyh Fethullah I. Halife Hz. Ebubekir'in soyundandır.
Şeyh Fethullah'ın himmeti ve Allah'ın yardımıyla cami ve hamamda her
türlü derdin devası bulunduğuna inanılır.
İlimizde Bulunan Diğer Türbeler : Şuaipzade Ali Akif Efendi Türbesi,
Karaçomak Türbesi, Sait İbn-i Ebu Vakkas Hz. Türbesi, İbrahim Baba
Türbesi, Ezogelin Türbesi vd.
Gaziantep İli Tarihi 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantep İli Tarihi 3 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Haziran 2013 Salı
30 Ocak 2013 Çarşamba
Gaziantep İli Tarihi 18
Dülükbaba Türbesi şehrin kuzeyinde, Adana asfaltının doğusunda kendi
adıyla anılan tepenin üzerindedir. Dülükbaba'yı diğer evliyalardan
ayıran özellik, rivayete göre evlenmek isteyen bekar erkeklere yardımcı
olmasıdır. Dülükbaba Antep'in Müslümanlar tarafından fethinde şehit
düşmüş bir şahıstır. Asıl adı Davud'dur. Sonradan şu anda yattığı yerin
adıyla anılmaya başlanmıştır.
Hacıbaba Türbesi:
Hacıbaba Türbesi Karşıyaka'da eski Tekel fabrikasının kuzeyindeki
tepededir. Vaktiyle çevresi mezarlıklarla kaplı idi. Türbe kurtuluş
savaşında yıkıldı. Bir süre böyle kaldı. Son yıllarda ise halk
tarafından onarıldı.
Nesimi Hz. Türbesi : Nesimi Hazretlerinin türbesi Gaziantep'in merkez Şehitkamil ilçesi Aktoprak beldesindedir. Nesimi Hz. Bağdat'ta kendisini çekemeyenlerin iftirasına uğramıştır. Rivayete göre Kur'an-ı Kerimi ayak altına aldığı iddia edilmiş ve bunun üzerine derisi yüzülerek öldürülmek istenmiştir. Bu ceza uygulanırken Nesimi Hazretleri hiçbir acı duymamıştır. Fakat camide ezan okuyan müezzinin parmağına kan bulaşmış, bu kanın Nesimi Hazretlerinin murdar kanı olduğu iddia edilerek müezzinin parmakları sırayla kesilmiştir. Nesimi Hazretleri bunun üzerine, silkinerek kalkmış, boğazına kadar yüzülen deri vücuda geri yapışmış ve başını alıp yollara düşerek Aktoprak beldesine gelmiştir.
Nesimi Hz. Türbesi : Nesimi Hazretlerinin türbesi Gaziantep'in merkez Şehitkamil ilçesi Aktoprak beldesindedir. Nesimi Hz. Bağdat'ta kendisini çekemeyenlerin iftirasına uğramıştır. Rivayete göre Kur'an-ı Kerimi ayak altına aldığı iddia edilmiş ve bunun üzerine derisi yüzülerek öldürülmek istenmiştir. Bu ceza uygulanırken Nesimi Hazretleri hiçbir acı duymamıştır. Fakat camide ezan okuyan müezzinin parmağına kan bulaşmış, bu kanın Nesimi Hazretlerinin murdar kanı olduğu iddia edilerek müezzinin parmakları sırayla kesilmiştir. Nesimi Hazretleri bunun üzerine, silkinerek kalkmış, boğazına kadar yüzülen deri vücuda geri yapışmış ve başını alıp yollara düşerek Aktoprak beldesine gelmiştir.
Gaziantep İli Tarihi 17
Kasteller sade ve gösterişsiz yapılarına rağmen yapılmaya başlandıkları
ilk günden, evlerin modern manada şehir içme suyuna kavuştuğu ve
çeşmelerin yapıldığı tarihe kadar önemini korumuştur. Ata yadigarı ve su
mimarisinin eşsiz örneklerinden olan bu kastellerden 5-6 tanesi çeşitli
sebeplerle yok olmuş, günümüze kadar gelenler ise;
1- Şeyh Fethullah Kasteli
2- İhsan Bey(Esen Beg) Mescidi ve Kasteli
3- Pişirici(beşinci) Mescidi ve Kasteli
4- İmam-ı Gazali Kasteli
5- Ahmet Çelebi Kasteli
6- Kozluca Kasteli
Gaziantep Evliyaları ve Türbeleri
Evliya; hayatını riyazet, ibadet ve mücadelelerle geçirerek, benliğinden
sıyrılmış nefsine hakim, öz varlığından geçmiş ve bu iyi hallerinden
dolayı keramet sahibi olan, velilik katına ulaşmış kişilere ve
mürşitlere verilen isimidir. Evliyalar tasavvuf sahasında Allah
tarafından korunan, onun himaye, ilgi ve sevgisine mahzar olan, Allah'ın
verdiği imkân nispetinde Allah ve kainat hakkında bazı sırlara vakıf
olan ermiş kişilerdir. Evliyalar Allah uğrunda hareket ederler,
sözlerinde daima hak ve hakikatten bahsederler. Nefsin her türlü kötü
arzusuna sırt çevirmiş ve her halleriyle Allah'a yönelmişlerdir. Aynı
zamanda bu evliyaların içlerinde alim ve şair olanlar da vardı. Bu
bakımdan saygı ile anılmaya değer unutulmamaları gereken kimselerdir.
Gaziantep ve yöresinin Türkler tarafından fethedilip
İslamlaştırılmasında, hatta Gaziantep”in kurtuluşunda evliyaların önemli
rolleri olmuştur. Bu evliyaların türbelerine ziyaret adı verilir.
Halife Hz. Ömer , İslam topraklarına kattığı Antep'ten ayrılırken
muhafazasına bıraktığı Askeri birlik komutanı, şehrin surla çevrilmesi
üzerinde durur. Hz. Ömer ise şu cevabı verir. “ Antep surla
çevrilmiştir”. Komutan bu cevaptan bir şey anlayamaz ve sorar. “ Nasıl
Ya Emirel Davud.” Hz. Ömer; “ Antep çevresinde surlarımız vardır.
Sahabeden beş arkadaşımızı burada şehit verdik ve defnettik gidiyoruz.
Said İbn-i Ebu Vakkas, Ökkeş (Hz. Ökkeşiye), Karaçomak, Pirsefa ve
Davud'u Ejder bu bölgenin manevi bekçileridir. Antep'in surlarıdır.
Allah şehitlerimizin mezarlarını küffara çiğnetmeyecektir.”
Ökkeşiye Hazretleri Türbesi:
Gaziantep'ten Adana'ya doğru karayoluyla giderken Sakçagözü'nü geçince,
Nurdağı'na ulaşmadan yolun sol tarafında uzaklarda yeşilliklerle çevrili
bir tepe görülür. İşte bu tepede Kahramanmaraş ve Gaziantep bölgesinde
binlerce insana adını veren Ökkeş yahut Ökkeşiye Hazretleri yatmaktadır.
Ökkeşiye Hazretleri sahabeden bir zat olup Gaziantep'in Müslümanlar
tarafından fethinde şehit düşen beş kişiden birisidir. Türbenin
bulunduğu yere Ökkeşiye denmektedir. Türbe tam dağın tepesinde
bulunmakta ve türbenin alt tarafındaki kuyularda ise birkaç metre
derinlikte bol su bulunmaktadır. Rivayetlerde anlatılanlardan, İslam
inanışına göre Peygamber Efendimizin Peygamberlik mührünü gören
cennetliktir. Peygamberimiz veda hutbesinden sonra herkesle
helalleşirken Ökkeşiye Hazretleri “ Ya Resulullah Uhud Savaşı'nda bana
kırbaçla vurmuştunuz. Hakkımı ancak kısasla ödeşirim”der. Peygamberimiz
(S.A.V), elindeki kırbacı Ökkeşiye Hazretlerine verir ve sırtına
vurmasını söyler. Ökkeşiye Hz. ”Siz bana sırtım çıplak iken vurmuştunuz
Ya Resulullah”der. Peygamber Efendimiz sırtını açar ve tam bu sırada
Ökkeşiye Hz. Peygamber Efendimizin Peygamberlik mührünü görür ve öper.
Daha sonra ise “Kısastaki gayem bu idi Ya Resulullah. Yoksa sizde bir
hakkım varsa anam sütü gibi helal olsun”der. Erkek çocuğu olmayan karı
kocalar ve daha değişik maksatları olanlar Ökkeşiye Hazretlerinin
türbesini ziyaret ederler ve isteklerinin kabul edilmesi ve arzularına
kavuşmak ümidiyle burada Allah'a niyazda bulunurlar. Ayrıca Allah rızası
için kurban keserler. Böylece ziyaretten sonra doğan erkek çocuğa genel
olarak Ökkeş adını verirler.
Yuşa Peygamber Türbesi:
Bilindiği üzere Yuşa Peygamber (A.S.) İsrail oğullarından olup, Hz.
Musa'nın yeğenidir. İsrailoğulları'nı göçebelikten kurtarır ve Arz-ı
Kenan'a yerleştirir. Gaziantep'te Boyacı Mahallesinde Boyacı Camiinden
Kavaflar Çarşısı'na doğru uzanan sokakta Pir sefa denilen mevkide tek
katlı bir bina vardır. Bu binada iki oda içinde iki türbe bulunmaktadır.
Bunlardan birisi rivayete göre Yuşa Peygambere ait olup, diğeri ise Pir
sefa Hazretlerine aittir.
Pirsefa Hazretleri Ve Türbesi:
Pirsefa Hazretleri ile Yuşa Peygamber aynı yerde yatmaktadırlar. Pirsefa
hakkındaki rivayetlere göre Pirsefa'nın Hz. Yuşa'nın türbedarı olduğu
ve ölünce buraya gömüldüğü söylenmektedir. Bir başka rivayete göre ise
Pirsefa Medinelidir ve ensardandır. Gaziantep'in Müslümanlar tarafından
fethinde Hz. Ali kumandasında buraya gelmiş, Karaçomak'la yan yana
savaşırken uğradığı zorlu bir kılıç darbesi ile gövdesi ikiye bölünmek
suretiyle şehit olmuştur. Bunun üzerine Hz. Ömer, Yuşa'nın yanına
defnederek “Kendini Peygamber-i Zişan'la Komşu ettim” demiştir.
Dülükbaba Türbesi:
Gaziantep İli Tarihi 16
KASTELLER
Gaziantep'te yer alan sosyal amaçlı su yapılarından birisi olan Kasteller, Antep mimarisinin önemli simgelerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Dilimize Arapça'dan geçtiği tahmin edilen “Kastel”, suyun yer altında bölümlere ayrıldığı yer anlamına gelmektedir. Gaziantep, şehir merkezinden geçen Alleben deresi gibi bir su kaynağına sahip olmasına rağmen, geçmişten günümüze yeraltı su kaynakları bakımından fakir bir şehirdir. Su kaynaklarının yetersizliği ve zaman zaman bölgede hüküm süren kuraklıklar kente, muhtelif yerlerde bulunan suların getirilmesini zorunlu kılmıştır. İnsanlar buldukları suyun buharlaşma veya başka bir yolla kaybolmasını önlemek için yerin altından açtıkları Livas denilen kanallarla suları belli bir merkeze (Suburcu) toplamışlar ve bu merkezden de şehre dağıtmışlardır. Livasları belli bir teraziyle Mıhçı denilen ustalar içinde rahatça yürüyebilecekleri genişlik ve yükseklikte yaparlardı. Livaslar genel olarak şehrin önemli artellerinden ve cami altlarından geçirilirdi.
Evler su ihtiyacını karşılayabilmek için livaslar üzerine yapılır ve bu evlerden livaslara kuyular açılırdı. Bu kuyular hem su ihtiyacını karşılamak hem de yazın sıcaktan bozulacak erzakların kuyulara sarkıtılarak bozulmaması için kullanılırdı. Yani buzdolabı,derin dondurucu ve benzeri ev aletlerinin olmadığı dönemlerde buzdolabı vazifesi görürlerdi. Ayrıca genel olarak cami altlarından geçen su kanallarının belli bir noktasına yüzeyden 30-40 merdivenle inilen ve adına Kastel denilen; içinde tuvaleti,yıkanma yeri (Çimeceklik), dinlenme ve abdest alma yerleri, hanımların çamaşır ve yün yıkama mekanları ve bazılarında da namaz kılma alanlarının da (mescit) bulunduğu genişçe mağaramsı boşluklar oluşturulmuştur. Bu saydığımız fonksiyonel özellikleri bulunan mekanlar Gaziantep Kastellerinin ortak özellikleridir. Yaz aylarında oldukça serin olan kastellerin en çok rağbet gördüğü zaman şüphesiz Ramazan ayının yaz mevsimine geldiği dönemlerdir. Dünyada eşi ve benzeri bulunmayan ve su mimarisinin eşsiz örneklerinden olan Gaziantep kastelleri bir çok fonksiyonları bulunan yapılar olarak inşa edilmiştir. Kısmen veya tamamen yer altında bulundukları için pek dikkati çekmemişlerdir. Bu nedenle sanat tarihi terminolojisinde yer almamışlardır.
Gaziantep İli Tarihi 15
TARİHİ KİLİSELER
Osmanlı döneminde Antep kentinde yaşayan gayrimüslim vatandaşlara hizmet
veren dini yapılar da gerek fonksiyonlarına bağlı olarak
gerçekleştirdikleri toplayıcı etki, gerekse kent içindeki konumları
nedeniyle kentin karakterini belirlemede önemli bir görev
üstlenmişlerdir.
Kendirli Kilisesi:
Kent merkezinde Atatürk Bulvarı üzerinde, Öğretmenevi bitişiğinde
bulunmaktadır. Günümüzde Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi toplantı
salonu ve Öğretmenevinin lokali olarak kullanılmaktadır.
Kilisenin ilk yapımı 1860 yılıdır. Gaziantepli Katolik Ermenilerin
kilisenin inşasında maddi yönden zorlandıklarından Fransa Kralı III.
Napolyon’dan, Fransız misyonerlerinden ve Katolik camiasından maddi
destek alınarak yapılmıştır. Daha sonra kullanılmaz hale gelen kilisenin
yeniden yapılması için geniş kapsamlı yardım kampanyası düzenlenmiştir.
Eski kilise yıkılarak yerine 1898 yılında şimdiki kilisenin inşasına
başlanmış, yapımı iki yıl sürmüş ve 1900 yılında büyük bir törenle
açılışı yapılmıştır.Kilisenin planı Roma’daki Saint Fransua Kilisesi’nden örnek alınmıştır. Kilise planı Vatikan’dan Papalık Makamından gönderilmiştir. Kilise geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taştan temel üzerine, beyaz kesme taştan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı ve kırma çatılıdır. Üç basamakla giriş kapısına ulaşılmaktadır. Kilisenin tabanı kırmızı ve beyaz taşlarla satranç tahtası şeklinde döşenmiştir. İç kısmı dört ayak üzerine çapraz tonozludur. Günümüzde kilisenin ana mekanı betonarme duvarla ikiye bölünmüştür. Apsis kısmı tamirat görerek sahne şekline dönüştürülmüştür. Apsisin karşısındaki kapatılan ana giriş kapısının bulunduğu cepheye balkon eklenmiştir. Nizip Fevkani Kilisesi: Nizip ilçesi şehir merkezinde, Şıhlar Mahallesi’nde bulunmaktadır. Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmeyen kilisenin Bizanslılar döneminde yapıldığı zannedilmektedir. Geçmişte depo ve bir müddet han olarak kullanılan kilise günümüzde herhangi bir
Gaziantep İli Tarihi 14
Nuri Mehmet Paşa tarafından 1786 (Hicri 1200) yılından bir kaç yıl önce
yaptırılmıştır. Harim mihraba paralel, tek sıra dört kare gövdeli
ayakla enlemesine ikiye ayrılmıştır. Mihrap önü kubbe ile yanlar çapraz
tonozla örtülüdür. Son cemaat mahalli ise beş kubbelidir. Dış avlu ile
son cemaat yerinin birleştiği bölümde klasik Osmanlı tarzındaki iki
şerefeli minare yükselir. Mihrap; sarı, siyah, bordo renkli mermer
malzeme ile zikzak motif ihtiva eden süslemeye sahiptir. Mihrabın
yanlarında birer balkon minber mevcuttur. Girişin üzerinde ahşaptan
yapılmış bir bey mahfili bulunur. Mahfil kalem işi ile yapılmış çeşitli
geometrik ve bitkisel motifleri ihtiva eder. Gaziantep Savunmasında
zarar gören cami;bir ara askeri depo,1958’den sonra da Müze olarak
faaliyet göstermiştir.1968 yılından sonra ise onarılarak yeniden ibadete
açılmıştır.
Hüseyin Paşa Cami:
Gaziler Caddesi üzerindedir. 1719 (Hicri 1131) yılında Hüseyin Paşa
tarafından yaptırılmıştır. Mahkeme sicillerinde mimar
olarak Hüseyin oğlu Osman adı geçmektedir. Dikdörtgen planlı camide, iki ayağın ve duvarların taşıdığı eşdeğerde altı kubbeli örtü sistemi uygulanmıştır. Son cemaat yeri de sivri kemerlere oturan üç kubbe ile örtülüdür. Duvarlarla çevrili dış avlusu mevcuttur. Mihrap geometrik taşlarla süslenmiştir. Mermer olan klasik minber, ahşap korkuluklara sahiptir. Minare çokgen gövdeli ve iki şerefelidir.Cami ile ilgili çok sayıda vakıf kurulmuş, bir çok vakıf tarafından da cami yararına vakfiyelerine şartlar konulmuştur. Ağa Cami : Tunus’lu Antep Kaymakamı Ferruh Ağa (Bey) tarafından merkez Şehreküstü, Suyabatmaz Mahallesi Şehitler Caddesinde, Miladi 1554-1559 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kurtuluş Cami : Gaziantep’in Tepebaşı Mahallesindedir. 1892 yılında kilise olarak yapılan cami önceleri kilise ve cezaevi olarak kullanılmıştır. Bir tarih hazinesi gibi eski ihtişamından hiç bir şey kaybetmeyen Kurtuluş Cami, Gaziantep’in en büyük camilerindendir. Gaziantep’in Diğer Camiler : Kozluca Camii, Hacı Veli Camii, Karagöz Camii, Kanalıcı Camii, Bekirbey Camii, Çınarlı Camii, Şahveli Camii, Ayşebacı Camii vd...,
olarak Hüseyin oğlu Osman adı geçmektedir. Dikdörtgen planlı camide, iki ayağın ve duvarların taşıdığı eşdeğerde altı kubbeli örtü sistemi uygulanmıştır. Son cemaat yeri de sivri kemerlere oturan üç kubbe ile örtülüdür. Duvarlarla çevrili dış avlusu mevcuttur. Mihrap geometrik taşlarla süslenmiştir. Mermer olan klasik minber, ahşap korkuluklara sahiptir. Minare çokgen gövdeli ve iki şerefelidir.Cami ile ilgili çok sayıda vakıf kurulmuş, bir çok vakıf tarafından da cami yararına vakfiyelerine şartlar konulmuştur. Ağa Cami : Tunus’lu Antep Kaymakamı Ferruh Ağa (Bey) tarafından merkez Şehreküstü, Suyabatmaz Mahallesi Şehitler Caddesinde, Miladi 1554-1559 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kurtuluş Cami : Gaziantep’in Tepebaşı Mahallesindedir. 1892 yılında kilise olarak yapılan cami önceleri kilise ve cezaevi olarak kullanılmıştır. Bir tarih hazinesi gibi eski ihtişamından hiç bir şey kaybetmeyen Kurtuluş Cami, Gaziantep’in en büyük camilerindendir. Gaziantep’in Diğer Camiler : Kozluca Camii, Hacı Veli Camii, Karagöz Camii, Kanalıcı Camii, Bekirbey Camii, Çınarlı Camii, Şahveli Camii, Ayşebacı Camii vd...,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız









